Vatan Cephesi

11 10 2011

Derleyen: Orhan Yalçın Gültekin

Türkiye’deki Vatan Cephesi, Demokrat Parti (DP) iktidarı döneminin (1950-60) sonlarında, 12 Ekim 1958’de DP genel başkanı ve başbakan Adnan Menderes’in DP Manisa il kongresinde yapmış olduğu konuşmayla uygulamasına girişilen cephenin adıdır.

Cephe’nin kuruluşu, Demokrat Parti’deki 1957 çözülme eğilimine ve 27 Ekim 1957’de yapılan milletvekili genel seçimleri sonuçları ile sonrasındaki kimi gelişmelere DP iktidarının verdiği bir karşılık olacaktı.

Yazının devamını oku »





‘You’ve got to find what you love…’

6 10 2011

This is a prepared text of the Commencement address delivered by Steve Jobs, CEO of Apple Computer and of Pixar Animation Studios, on June 12, 2005.

I am honored to be with you today at your commencement from one of the finest universities in the world. I never graduated from college. Truth be told, this is the closest I’ve ever gotten to a college graduation. Today I want to tell you three stories from my life. That’s it. No big deal. Just three stories.

The first story is about connecting the dots.

I dropped out of Reed College after the first 6 months, but then stayed around as a drop-in for another 18 months or so before I really quit. So why did I drop out?

It started before I was born. My biological mother was a young, unwed college graduate student, and she decided to put me up for adoption. She felt very strongly that I should be adopted by college graduates, so everything was all set for me to be adopted at birth by a lawyer and his wife. Except that when I popped out they decided at the last minute that they really wanted a girl. So my parents, who were on a waiting list, got a call in the middle of the night asking: “We have an unexpected baby boy; do you want him?” They said: “Of course.” My biological mother later found out that my mother had never graduated from college and that my father had never graduated from high school. She refused to sign the final adoption papers. She only relented a few months later when my parents promised that I would someday go to college.

Yazının devamını oku »





Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi

4 10 2011

Madde 1-
Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olmak hakkına sahiptir.

Madde 2-
1. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.
2. Bir tür hayvan olan insan,öbür hayvanları yok edemez, bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez, bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir.
3. Bütün hayvanların insanlarca gözetilme,bakılma ve korunma hakları vardır.

Madde 3-
1. Hiçbir hayvana kötü davranılmaz, acımasız ve zalimce işlem yapılamaz.
2. Bir hayvan öldürülmesi zorunlu olursa;bu bir anda,acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.

Yazının devamını oku »





Bir Katliamın Tanıklığı: “Ölücanlar” Belgeseli

26 09 2011

Ulucanlar Katliamı – Murat Özçelik ile Röportaj

Ekin Karaca

Murat Özçelik Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde sekiz yıl kaldı. Tahliye olduktan sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne giren Özçelik, birebir tanık olduğu 26 Eylül 1999’da 10 mahkumun ölümüyle sonuçlanan operasyonu anlattığı “Ölücanlar”ı izleyiciyle buluşturdu.

Lise öğrencisiyken 17 yaşında Ankara’da eyleme katılınca gözaltına alınan ve örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklanan Murat Özçelik sekiz yıl kaldığı Ulucanlar anılarını “Ölücanlar” belgeselinde anlattı. Özçelik, sinema çevrelerinin siyasi meselelere duyarsızlığından şikayetçi.
Yazının devamını oku »





Kenan Evren’den Seçme Saçmalar

11 09 2011

Kenan Evren, nevi şahsına münhasır bir şahsiyetti. Bir dizi özlü sözü (vecize) vardır. Bu özlü sözler bir nevi saçmalık resmi geçidi biçiminde askerî yönetim döneminde Türkiye halkına şırınga edilmiştir.

Aşağıdaki seçme saçmalar “Mustafa Kâmil Zorti”nin “Netekim” adlı kitabından değildir; ayniyle vakidir; Kenan Evren’in kendi sözleridir. Aman karıştırmayın!..

Karıştırmayın ki bu ülkenin başına gelen “büyük felâket”lerden birinin doğru bir resmi çıkartılabilsin.

  • Asmayalım da besleyelim mi?
  • Hak edeni asmazsan bunlar virüs gibi çoğalırlar, işte o zaman Atatürk İlke ve İnkilaplarından kopulur.
  • Adalet yerini bulsun diye bir sağdan bir soldan asıyorduk. Eğer sağdan 2 asmışsak ertesi gün 2 de soldan asıyorduk.
  • Burunlarının ortasına bir yumruk daha istiyorlar galiba. (1983′te yaptığı bir konuşmada siyasi yasaklı parti liderlerine ilişkin söylüyor.)
  • Bunlar tencereyi pisletmişlerdi, biz temizledik. Yeniden tencereyi verelim, yeniden pisletsinler istedikleri bu. (1981′de yaptığı bir konuşmada siyasi yasaklı parti mensupları için söylüyor.)
  • Eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı. (1983′teki bir konuşmasında siyasi yasaklı partiler için söylüyor.)
  • Polis’te dernek olmaz.
  • Beni Cemal Gürsel gibi felç mi etmek istiyorsunuz?! [Bütün üst görevleri (devlet başkanı, başbakan, MGK Başkanı, Genelkurmay Başkanı) kendisinin üstlenmesini isteyen MGK üyelerine...]
  • Vatandaş mühürü eline alacak “Evet” yerine basacak ya. O mühür demirden yapılmış. Demir’i ele bas Demirel olsun, onun için el işareti aldılar. (1983′te Demirel’in kurdurduğu, veto edilmiş olan Büyük Türkiye Partisi’nin amblemine ithafen söylüyor.)
  • Yaşı falan büyütülmedi efendim hiç böyle şey olurmu? (Erdal Eren’in yaşının büyütülmediğini söylüyor.)
  • İdamları imzalarken ellerim hiç titremedi.
  • İsmet İnönü siyaseti okulda mı öğrendi?
  • Ne demekmiş kadın kolu, gençlik kolu bir de ihtiyar kolu. Böyle şey olur mu? (Siyasi partiler hakkında konuşurken.)
  • Netekim
  • Biz telefonları dinlemiyorduk. Santralden geçerken duyuluyordu.
  • Bugün olsa gene idam hükümlerini imzalardım. (2006 yılında genç bakış programında)
  • Geri çekilirken öyle bir yumruk yerler ki nereden geldiklerinin farkına varamazlar. (1982 yılında siyasi yasaklara uymayan parti liderleri için söylüyor.)
  • Yahu bu resmi ben de yaparım! (Picasso’nun tablosuna bakarken)
  • Ladys and centilmens. Hahahaha bakın İngilizcemiz de var.
  • Meclise iki, iki buçuk parti girse yeter. (Halen mevcut olan %10 seçim barajını koyarken)
  • Mütemadiyen
  • Yapılması gereken ne varsa hepsini askıya aldık.
  • Kadınların saçlarının görünmesi günah olacaksa Allah onları saçsız yaratırdı.
  • Biz gelmeseydik Fatsadakiler gelecekti.
  • Yargılanırsam intihar ederim.
  • Sağcı solcu yok bir sağdan bir soldan 2 sağdan 2 soldan… (Mehmet Ali Birand’ın 12 Eylül belgeselindeki idam kararları konusundaki yorumu)
  • Bu harekat Silahlı Kuvvetlerin ve aziz milletimizin tümünün istekleri doğrultusundadır. Bu noktayı özellikle vurgulamak isterim. Bu, tarih kitaplarındaki bir darbe değildir. Bu harekat demokrasiye indirilen darbeyi ortadan kaldırmak için Ordunun ve milletin isteği doğrultusunda yapılmıştır. (17.09.1980 tarihli Milliyet Gazetesi manşeti)

Kaynak: Vikisöz





Mihri Belli yaşama veda etti

16 08 2011

Türkiye sosyalist hareketinin öncülerinden Mihri Belli, 95 yaşında vefat etti.

Göztepe’deki evinde uzun süredir tedavi görmekte olan Türkiye sosyalist hareketinin en önemli “eski tüfek”lerinden Mihri Belli 16 Ağustos 2011 Salı günü saat 15.30′da solunum yetersizliğinden yaşamını yitirdi.

Cenaze Tören Düzenleme Komitesi’nden yapılan açıklamaya göre, Mihri Belli, 18 Ağustos Perşembe (yarın) günü, ikindi namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda “yoldaşları” Şefik Hüsnü Dağmer, Reşat Fuat Baraner ve Şevki Akşit’in yanlarına defnedilecek. Törene katılmak isteyenler 16.30′da Şişli Camii’nde buluşacak.

Mihri Belli, 1968 kuşağı üzerinde derin etkisi olan ve o dönemde sosyalist hareket içindeki ilk ciddî bölünmeye sebep olan “Türkiye’deki devrimci adım Sosyalist Devrim mi, Millî Demokratik Devrim mi” sorusunu ortaya atan ve MDD diye yanıtlayan kişidir. Yazının devamını oku »





Karl Liebknecht

13 08 2011

Karl Liebknecht, (13 Ağustos 1871, Leipzig, Saxony, Almanya – 15 Ocak 1919, Berlin, Almanya) Alman sosyalist; Spartaküs Birliği (Almanca: Spartakusbund; İngilizce: Spartacus League) ve Almanya Komünist Partisi’nin (Almanca: Kommunistische Partei Deutschlands – KPD; İngilizce: Communist Party of Germany) iki kurucusundan biri. (Diğer kurucu Rosa Luxemburg’dur.)

15 Ocak 1919′da Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve Wilhelm Pieck, sağ kanat paramiliter örgüt Freikorps (İngilizce: Free Corps; Türkçe: Gönüllüler Kıtası) tarafından tutuklandılar, Pieck kaçmayı başarırken Luxemburg ile Liebknecht yedikleri darbelerle bilinçlerini kaybettiler. Aynı gün, Luxemburg ölene kadar dövülmüş ve ölü vücudu nehre atılmış, Liebknecht de başından yediği kurşunlarla öldürülmüştü

“Sıkı durun. kaçmadık. yenilmedik… Çünkü Spartaküs ateş ve ruh demektir, yürek ve can demektir, proleter devriminin iradesi ve eylemi demektir. Çünkü Spartaküs zafer özlemini, sınıf-bilinçli proletaryanın mücadele azmini temsil etmektedir… Bunlar elde edildiği zaman, biz ister yaşayalım, ister yaşamayalım, programımız yaşayacaktır ve kurtulan halkların dünyasına egemen olacaktır. Herşeye rağmen!”

[Karl Liebknecht'in 15 Ocak 1919 tarihli ve öldürüldüğü gün Rote Fahne'de (İngilizce: The Red Flag; Türkçe: Kızıl Bayrak) yayınlanan son yazısından.]





Mare Nostrum

11 08 2011

Can Yücel

En uzun koşuysa elbet
Türkiye’de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak…
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi…
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun





Friedrich Engels

4 08 2011

Vladimir İliç Lenin

Nasıl bir zekâ meşalesi söndü
Nasıl bir yürek durdu! [1*]

5 Ağustos (eski sistemde 24 Haziran) 1895′te Friedrich Engels, Londra’da öldü. Dostu (1883′te ölen) Karl Marks’tan sonra, Engels, bütün uygar dünyanın modern proletaryasının en yetkin bilim adamı ve öğretmeniydi. Kaderin Karl Marks ve Friedrich Engels’i biraraya getirdiği andan bu yana, iki arkadaş yaşamları boyunca çalışmalarını ortak bir davaya adadılar. Ve bu yüzden Friedrich Engels’in proletarya uğruna neler yapmış olduğunu anlamak için, çağdaş işçi sınıfı hareketinin gelişiminde Marks’ın ögretisi ve çalışmasının önemi konusunda açık bir fikre sahip olmak gerekir. Marks ve Engels, işçi sınıfı ve onun istemlerinin, burjuvazi ile birlikte kaçınılmaz olarak proletaryayı yaratan ve örgütleyen mevcut iktisadi sistemin zorunlu bir sonucu olduğunu ilk gösterenlerdir. Onlar, insanlığı, onu halen ezmekte olan kötülüklerden kurtaracak olanın, yüce duygulu bireylerin iyi niyetli girişimleri değil de, örgütlenmiş proletaryanın sınıf savaşımı olduğunu gösterdiler. Marks ve Engels, bilimsel çalışmalarıyla, sosyalizmin, hayalcilerin bir buluşu olmadığının, ama modern toplumdaki üretici güçlerin gelişmesinin nihai amacı ve zorunlu bir sonucu olduğunun ilk açıklamasını yapanlardır. Günümüze kadar olan kayıtlı tarih, sınıf savaşımlarının belirli toplumsal sınıfların ötekiler üzerindeki birbirini izleyen egemenlik ve zaferlerinin tarihi olmuştur. Ve, sınıf savaşımı ve sınıf egemenliğinin temelleri —özel mülkiyet ve anarşik toplumsal üretim— kayboluncaya dek bu sürecektir. Proletaryanın çıkarı, bu temellerin yıkılmasını gerektirir ve bu nedenle, örgütlenmiş işçilerin bilinçli sınıf savaşımı bunlara karşı yöneltilmelidir. Ve her sınıf savaşımı, politik bir savaşımdır.

Yazının devamını oku »





Muğlalı Paşa Olayı Raporu

26 07 2011

TBMM Tahkikat Komisyonu’nun, 30 Nisan 1958 tarihli Muğlalı Paşa Olayı Raporu

(Bu metin, raporun sadece ilk kısmından oluşmaktadır ve bazı yerlerde dili sadeleştirilmiştir)

“Van ilinin Özalp ilçesinden 32 vatandaşın sorgusuz ve savunmasız öldürülmeleri olayında rolü olanların suç derecelerini saptamak ve suçların niteliklerine göre zaman aşımı olup olmadığını anlamak için Yüksek Meclisin 15 Ağustos 1956 tarih ve 2027 numaralı kararıyla Anayasa ve Adliye komisyonlarından meydana getirilen karma komisyonun raporudur. Van ilinin Özalp ilçesinden 32 vatandaşın sorgusuz ve savunmasız öldürülmeleri olayında suçlu olanların suç derecelerini saptamak ve suçlarının niteliğine göre zaman aşımı olup olmadığını anlamak için yaptığımız araştırmada ulaştığımız sonucu, aşağıda, olduğu gibi sunuyoruz:

Yazının devamını oku »








Follow

Get every new post delivered to your Inbox.